17.Yüzyıl Halk Edebiyatı

9 Temmuz 2013 tarihinde tarafından eklendi.

XVII. YÜZYIL HALK EDEBİYATI
17. Yüzyıl, divan edebiyatında olduğu gibi, halk edebiyatında da büyük şalirler yetişmiştir. Karacaoğlan, GevherHi, Kayıkçı Kul Mustafa, Kâtibi, Kuloğlu, Aşık Ömer 17. yüzyıl ozanlarının en önde gelenleridir.Hiç şüphesiz, bunların içinde, en büyük ozan, bütün yüzyılların da en büyük ozanı olan Karacaoğlan’dır.

KARACAOĞLAN
Karacaoğlan’ın, doğum ölüm yılları, nerede doğduğu ve yaşadığı şimdilik kesinlik kazanmamıştır.
Bununla birlikte. Güney Anadolu’da, Toros Türkmenleri arasında doğduğu ve yaşadığı en tutarlı görüştür. Buna göre, 1606 yılında doğduğu ve 1680 yılında öldüğü söylenebilir.Bu görüşlerin ışığında. Karacaoğlan, bir yerde durmamış, pek çok yer dolaşmış, ülkenin her bölgesinde koşmaları, türküleri söylenmiş ünlü bir halk şairidir.Şiirlerinde, sevgiliyi, doğa güzelliklerini bol bol anlatmış, coşkulu söyleyişi, yalın ve yapmacıksız Türkçesiyle Türk halkının gönlünde taht kurmuştur.Koşmalarının hemen hemen hepsi, türkü ve şarkı hâline getirilmiş ve bestelenmiştir.

Karacaoğlan’dan Örnekler
Okuyacağınız koşma, didaktik (öğretici)tir. Öğüt vermektedir. Karacaoğlan’ın bu tür şiiri azdır. Çünkü o, insanların yüreğine seslenen lirik bir ozandır.

KOŞMA
Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yâd illere açıcı olma

Mecliste arif ol kelâmı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe sen iy’lik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asilzadelerden hiç kemlik gelmez
Sen iy’lik et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

İl ariftir yoklar senin bendini
Dağıtırlar duzağını fendini
Alçaklarda otur gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni zây’etme emek
Sevinin sözünden geçici olma

Karac’oğlan söyler sözün başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma

KARACAOĞLAN
Kelimeler : nasihat : Öğüt. hatır : Kalp, duygu, saygı değer, yâd : Yabancı, il: el, bizden olmayan, arif : Çok anlayışlı ve sezgili kimse, kalem : Söz. asilzade : Soylu, görgülü aileden gelen kimse, kemlik : Kötülük, bent: Suyu biriktirmek için önüne yapılan sert duvar, fent : Düzen, hile : Zây etmek. Harcamak, dergi : Deniz, hacil düşürmek : Küçük düşürmek, utandırmak, meclis : Dost toplantısı. Konup göçücü olmak : Arkadaş olmamak, düşüp kalkmak.

Karacaoğlan, ikinci koşmada, mizah (gülmece) yoluya öğüt veriyor. Bu yolla Karacaoğlan pek az koşma yazmış, söylemiştir.

KOŞMA
Kötü avratlara etmen emeği
Midem çekmez pişirdi yemeği
Kazandan çıktı bir kıl eneği
Alman kötü avradı huri de olsa

Kötü avrat dersen ağıştan düşmez
Üfürür üfüriir mancası pişmez
Bir at üste versen kimse değişmez
Alman kötü avradı huri de olsa

Kaşını yıkmış ta yüzün şişirir
Samranı samranı manca pişirir
Döşeği yay deyin çulu devşirir
Alman kötü avradı huri de olsa

Karac’oğlan der ki Mevlam yaratır
Çocuğunu varır ele beletir
Kabını yumaz da ite yalatır
Alman kötü avradı huri de olsa

KARACAOĞLAN
Kelimeler : avrat: kadın. karı. enek : Demet, huri: Cennet kızı. çok güzel kız. manca : Yiyecek, daha çok kedi, köpek yiyeceği. Samranmak : Surat asmak, burun kıvırmak, yay : Ser. devşirmek : Toplamak.

Üçüncü örnek te verilen koşma, Karacaoğlan’ın en güzel, en lirik şiirlerinden biridir.Koşmada, ozan, yaşlılık temasını işliyor.Yalan, olarak nitelediği dünyada, mutlu olamadığını güzellerin ateşiyle bir ömür yandığını yaşlandığını ve artık güzellikle “bey”olamacağını belirtiyor.

KOŞMA
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağulaıı sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sünbüllü bağ iken

Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar sıvgalann kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönül farımaz
Akar gözlerimin yaşı kuramaz
Şimdiden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum güzellere beğ iken

Karac’oğlan der ki bakın geline
Ömrümün yansı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken

KARACAOĞLAN

 Kelimeler : yalan dünya : Ölümlü dünya, ağu : Zehir, kahpe : dönek, felek: Kader, murat: istek, arzu. viran : Yıkık, harap, bağ : Bahçe, tenha : Issız, köşe. şıvga : Filiz, umut. od : Ateş. ala karlı dağ; (Burda) şairin yaşlılığı, hükmün yürümemesi : Sözgeçırememek. azil olmak : Görevinden almak, talan : Yağma, sual: Soru.

Aşağıya, soru cevap şeklinde yazılmış bir koşma alınmıştır. Halk edebiyatı şiirinde, soru ve cevaptan oluşan veya “dedim-dedi” şeklinde yazılan koşmalar, pek çoktur.

KOŞMA
Karacaoğlan :
Suya giden allı gelin,
Niçin böyle salınırsın? Gelin,
bir su ver içeyim,
Gelin kimin gelinisin?

Kızın cevabı :
Su değildir, senin derdin,
Görmek ise, yeter, gördün.
Oğlan, burda çokça durdun.
Edem gelir doğulursun

Karacaoğlan :
Döğülürsem döğüleyim,
Söğülürsem söğüleyim,
Gelin sana kul olayım.
Ölürüm kanlım olursun!

Kızın cevabı :
Yaylalara göçmedin mi?
Soğuk sular içmedin mi?
Güzel görüp geçmedin mi?
Beni görüp delirirsin!

Karacaoğlan
Dürlü yaylayı görünce,
Soğuk sulan içince.
Kocayıp vaktin geçince,
Taşlar alır. döğünürsün

Kızın cevabı :
Evlerinin önü solgan,
Edemi görürsen korkan.
Telli perçemlisin oğlan.
Ne dedim ki darılırsın?

Karacaoğlan
Karac’oğlan sana vurgun.
Düşlerin almadan dolgun.
Sevindirdin beni bugün.
İnşallah cennet görürsün!

Kelimeler : allı : Kırmızılı. Ede : Baba. kul olmak : Emrinden dışarı çıkmayacak kadar bağlanmak. Kanlı olmak : Ölümüne sebep olmak, öldürmek. perçem : Alna düşen saç demeti, vurgun : Âşık.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
GÜLNİHAL ÖZETİ