Göktürk Yazıtları

12 Mayıs 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Bir milletin, edebiyat sanatını, kalem ile kağıt üstüne dökerek yaptığı sanattır. Yazılı edebiyat, üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin, gelecek kuşaklara hiç değişmeden ulaşan edebiyattır. Aslını, orijinalini koruyan edebiyattır.

Göktürk Metinleri
Türklerin ilk yazılı edebiyat örnekleri, ne zaman başlar? Bunu bilemiyoruz. Çünkü, elimizdeki ilk yazılı örnekler, oldukça işlenmiş, gelişmiş örneklerdir.
Bu örneklere, “Göktürk Yazıtları” diyoruz. Göktürk Yazıtları, 8. yüzyıla aittir. Bu yazıtlar, Orhun Irmağı kıyılarına dikilmiş olan anıtlardaki yazılardır. Bugün, Mogalistan sınırları içinde bulunan bu anıtlar, bin metre karelik bir alanı kapsar.
Gerçi daha önce 6. yüzyılda Kırgızlardan kalma ve Göktürk alfabesiyle yazılmış bazı anıtlara rastlanmıştır. Fakat, bu alfabe daha gelişmemiştir ve anlatımı son derece basittir.
Bu sebepten, oldukça gelişmiş bir dile ve anlatıma sahip olan Göktürk Yazıtları, dilimizin ve yazılı edebiyatımızın, durumunu ve güzelliğini göstermesi bakımından çok büyük bir önem taşır.
Göktürk yazıtları, 720 yılında Vezir Tonyukuk, 731 yılında Kül Tiğin ve 734 yılında Bilge Kağan adına dikilen üç anıttaki yazılardan oluşur.
Bu anıtlarda, anıt sahibinin hayattayken başardığı işler anlatılır. 13. yüzyıldan beri bilinen bu anıtlardaki yazılar ancak, 19. yüzyıl sonlarında Danimarkalı Türkolog Thomson (Tomsen) tarafından okunabilmiştir. Bu belgelerin okunması gerek tarihimiz ve gerekse edebiyatımız bakımından çok büyük bir önem taşır. Özellikle, Bilge Kağanın, kardeşi Kül Tiğin için diktirdiği anıttaki yazıların, sanat değeri çok yüksektir.

Göktürk Yazıtlarının Önemi ve Özellikleri

Göktürk Yazıtlarını (Orhun Abideleri), Türkçenin yazılı en eski kaynağıdır.
Günümüzün birçok sözcüğü, ilk haliyle bu yapıtlardadır.
Bu yazıtlar, Türk tarihine ışık tutan önemli belgelerdir.
Göktürk Yazıtları, bir hakanın, halkına hesap vermesi, halkın devlete, millete karşı görevlerinin hatırlatılması, düşmanın entrikalarına nasıl karşılık verileceğinden söz edilmesi ve Türklerin yüksek ahlak ve seciyesinin anlatılması açısından önemlidir.
Bu anıtlar Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metindir. Türk tarihinin taşlar üzerine yazılmış ilk belgesidir.
Türk hitabet sanatının erişilmez bir şaheseridir.
Yalın Türkçenin önemli örnekleridir.
Türk dilinin kaynağı, Türk yazı dilinin başlangıcının bilinmeyen dönemlere kadar gittiğinin delilidir.
Eski Türkçe döneminin en önemli eserleridir.
Türk dilinin ilk yazılı belgeleridir.
II. Göktürk (Kutluk) devleti döneminde dikilmiş olup, I. Göktürk devletinin tarihi anlatılır.
İlk siyasetname örneğidir.
İçinde “Türk” kelimesinin geçtiği ilk metindir.
38 harften oluşan Göktürk alfabesi ile yazılmıştır.
Günümüzde Moğolistan sınırları içerisindedir.
Yazarı Yolluğ Tigin’dir.
“Türk” adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri olan Göktürk abidelerindeki yazılar 1893 yılında Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur.

KÜL TÎĞIN YAZITINDAN ÖRNEKLER :
1. Türk kara kamığ budun anca timiş : “îllig budun ertim, ilim amatı kanı? Kemke iliğ kazganur men?” tir ermiş. “Kağanlıg budun ertim, kağanım kanı? Ne kağanka işig küçüg birür men? “tir ermiş. Anca tip Tabgaç kağanka yağı bolmış.
2. Türk Oğuz begleri, budın, eşiding! Öze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budın. ilingin törüngen kim artadı?
3. Barduk yirde edgüg ol erinç: kanıng subça yügürti sönüküng tağça yattı. Beglik un oğlın kul boldu, silik kız oğlun küng boldı.
4. Akanım kağan yiti yigirmi erin taşıkmış. “Taşra yonyur” tiyin kü eşidip balıktaki tağıkmış, tağdaki inmiş, tirilip yirmiş er bolmış. Tengri küç birdük üçün akanım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koy teg ermiş.
5. İçre assız, taşra tonsız yabız, yablak budunda öze olurtım. înim Kül Tigin birle sözleştimiz. Akanımız, eçimiz kazganmış budın atı küsi yok bolmasın tiyin, Türk budın içün tün udımadım; küntüz ohrmadım. inim Kül Tiğin birle, eki şad birle ölü yiti kazgandım.
6. inim Kül Tigin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boldı… Kişi oğlı köp ölügli törümiş.
Bugünkü Dille :
1. Türk halkı şöyle demiş : “Vatanlı millet idim, vatanım şimdi hani? Kime vatan kazanacağım ben” dermiş. “Hakânlı millet idim, hakanım hani? Hangi hakanıma işimi gücümü vereceğim?” dermiş. Böylece söyleyip Çin hakanına düşman olmuş.
2. Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üstten gök basmasa altlan yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir?
3. Vardığın yerde eline geçen şu oldu : Kanın su gibi aktı. Kemiğin dağ gibi yığıldı. Bey gibi oğlun kul oldu. Temiz kız çocuğun odalık oldu…
4. Babam hakan, on yedi erle dışarı kaçmış. “Dışarı yürüyor” diye haber işitince, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam hakanın askeri kurt gibi imiş. Düşmanı koyun gibi imiş.
5. İçi aşsız. dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (Tahta çıktım.) Küçük kardeşim Kül Tiğin ile sözleştik : Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tiğin ve iki şad (şehzade) ile ölürcesine çalıştım.
6. Küçüğüm Kül Tığın merhum oldu. Ben yas tuttum. Görür gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu… Kişi oğlu hep ölümlü türemiş.

Günümüz diliyle Doğu Cephesi’ndeki Yazılar :
Üstte mavi gök, altla yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, istemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş, ikisi arasında pek teşkilâtsız Gök Türk öylece oturuyor-muş. Bilgili kağan imiş cesur imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabii, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabiî, ili tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş. Yasçı ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip ağlamış, yas tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş tabiî. Ondan sonra küçük kardeşi büyük kardeşi gibi kılınmamış olacak, oğlu babası gibi kılınmamış olacak. Bilgisiz kağan oturmuştur, kötü kağan oturmuştur.. Buyruklu da bilgisizmiş tabiî, kötü imiş tabiî. Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için. aldatıcı olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için. bey ve milleti karşılıklı çekiştirdiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış. Kağan yaptığı kağanın kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evlâdı kul oldu, hanımlık kız evlâdı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutup, Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu sevk edivermiş. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına ilini, töresini alı vermiş.

Türk halk kitlesi şöyle demiş : İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani, ne kağana işi gücü veriyorum der imiş. Öyle deyip Çin kaanına düşman olmuş. Düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş.

Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş.
Yukarıda Türk Tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam lltiriş Kağanı, annem tlbilgc Hatunu göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamı; yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş.

Yedi yüz er olup üsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmımş, yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu. şadı orda vermiş.
Güneyde Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi, düşman imiş. Kırgız, Kurıkan, Oğuz Tatar, Kıtay. Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan bunca… Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lütfettiği için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış. düşmanı tâbi kılmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili. töreyi kazanıp, uçup gitmiş.
Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak dikmiş. O töre üzerine amcam kağan oturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, bes¬ledi. Fakiri zengin kıldı, azı çok kıldı. Amcam kağan oturduğunda kendim Tarduş milleti üzerinde şad idim. amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir, Şantung ovasına kadar ordu sevk ettik. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Kırgız ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekûn olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik, on üç defa savaştık. İlliyi ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliye diz çöktürdük, başlıya baş eğdirdik.
Türgiş Kağanı Türkümüz, milletimiz idi. Bilmediği için, bize karşı yanlış ha¬reket ettiği için kağanı öldü. Buyruku, beyleri de öldü. On ok kavmi eziyet gördü.
Ecdadımızın tutmuş olduğu yer, su sahipsiz olmasın diye az milletini tanzim ve tertip edip…
Bars bey idi. Kağan adını burda biz verdik. Küçük kız kaidesini prensesi verdik. Kendisi yanıldı, kağanı öldü, milleti cariye, kul oldu. Köğmenin yeri. suyu sahipsiz kalmasın diye Az, Kırgız kavmini düzene sokup geldik. Savaştık… İlini geri verdik.
Doğuda Kadırgan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. Batıda Kengü Tarmana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyl edüzenc soktuk.
O zamanda kul kullu olmuştu, cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öyle kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı.
Türk, Oğuz beyleri, milleti işitin : üstte gök basmasa. altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim boza bilecekti? Türk milleti, vaz. geçip, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili kağanınla, hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hâle soktun.
Silâhlı nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi. Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin. Doğuya giden, gittin. Batıya giden, gittin. Gittiğin yerde hayrın şu olmalı : Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yaktı. Beylik erkek evlâdın kul oldu. hanımlık kız evlâdın cariye oldu. Bilme¬diğin için. kötülüğün yüzünden amcam kağan uçup gitti.

Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim. Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı, anne hatunu yükseltmiş olan Tann, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî.
Varlıklı, zengin millet üzerine oturtmadım. İşte aşsız, dışta donsuz (elbisesiz, çıplak); düşkün, perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım. Öte kazanıp bütün milleti ateş, su kılmadım.
Ben kendim kağan oturduğumda, her yeri gitmiş olan millet öle yite, yaya olarak, çıplak olarak dönüp geldi. Milleti besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru, doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru, güneyde Çine doğru on iki defa büyük ordu sevk ettim, …. savaştım. Ondan sonra, Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli iliden, değerli kağanlıdan dahi iyi kıldım. Dört taraftaki milleti hep tabi kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana itaat etti. İşi gücü veriyor, Bunca töreyi kazanıp küçük kardeşim Kül Tigin kendisini öylece vefat etti.
Babam kağan uçtuğunda küçük kardeşim Kül Tiği yedi yaşında kaldı… Umay gibi annem hatunun devletine, küçük kardeşim Tiğin er adını aldı. On altı yaşında, amcam kağanın ilini, töresini şöyle kazandı: Altı Çub Soğdaka doğru ordu sevk ettik, bozduk. Çinli Ong vali, elli bin asker geldi, savaştık. Kül Tiğin yaya olarak atılıp hücum etti. Ong valinin kayın biraderini, silâhlı, elle tutup, silâhlı olarak kağana takdim etti. O orduyu orda yok ettik.

Yirmi bir yaşında iken, Çaça generale karşı savaştık. En önce Tadıgın, Çorun boz atına binip hücum etti. O at orda öldü. İkinci olarak Işbara Yamtann boz atına binip hücum etti. O at orda öldü. Üçüncü olarak Yigen silig eyin giyimli doru atına binip hücum etti. O at orda öldü. Zırhından kaftanından yüzden fazla ok ile vurdular, yüzüne başına bir tane değdirmedi… Hücum ettiğini, Türk beyleri, hep bilirsiniz. O orduyu orda yok ettik. Ondan sonra, Yir Bayırkunun Uluğ Irkini düşman oldu. Onu dağtıp Türgi Yargun Gölünde bozduk. Uluğ Irkin azıcık erle kaçıp gitti.

Kül Tiğin yirmi altı yaşında iken Kırgıza doğru sevk ettik. Mızrak batımı kan söküp, Köğmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastık. Kağanı ile Songa ormanında savaştık. Kül Tiğin, Bayırkunun ak aygırına binip atılarak hücum etti. Bir eri ok ile vurdu, iki eri kovalayıp takip ederek mızrakladı. O hücum ettiğinde, Bayırkunun ak aygırını, uyluğunu kırarak, vurdular. Kırgız  kağanını öldürdük, ilini aldık.
O yılda Türgişe doğru Altın ormanını aşarak, Irtiş nehrini geçerek yürüdük. Türgiş kavmini uykuda bastık. Türgiş kağanının ordusu Bolçuda ateş gibi, fırtına
gibi geldi. Savaştık. Kül Tigin alnı beyaz boz ata binip hücum etti. Alnı beyazboz… tutturdu. İkisini kendisi yakalattı. Ondan sonra tekrar girip Türgiş kağanının buyruku az valisini elle tuttu. Kağanını orda öldükdük, ilini aldık. Türgiş avam halkı hep tâbi oldu. O kavmi Tabarda kondurduk Soğd milletini düzene sokayım diye inci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk etti. Ondan sonra Türgiş avam halkı düşman olmuş. Kengerise doğru gitti.

Bizim askerin atı zayıf, azığı yok idi. Kötü kimse er Kahraman er bize hücum etmişti. Öyle bir zamanda pişman olup Kül Tiğini az erle eriştirip gönderdik. Büyük savaş savaşmış. Alp Salcı ak atına binip hücum etmiş. Türgiş avam halkını orda öldürmüş, yenmiş.
Ahmet KABAKLI (Türk Edebiyatı)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Tanzimat Döneminde Roman ve Hikaye