Halk Şiiri

10 Nisan 2013 tarihinde tarafından eklendi.

HALK ŞİİRİ

Halkın içinden çıkan ve ozan, âşık gibi adlarla anılan kişilerce söylenen ve yazılan şiirlere halk şiiri denir.

Halk şiirlerinin başlıca özellikleri şunlardır:

  •  “İnsan, doğa ve yurt sevgisi, sıla özlemi, yiğitlik” gibi konuları işler.
  •   Dörtlüklerden oluşur.
  •   Hece ölçüsü kullanılır. En yaygın olarak kullanılanları 7, 8 ve 11’li kalıplardır.
  •   Dili yalın halk Türkçesidir.
  •   Bazılarının ozanı belli, bazılarının da belirsizdir. Ozanı belli olmayan halk şiirleri ortak (anonim) olarak adlandırılır. Ozanı belli olan halk şiirlerinin son dörtlüğünde ozanın adı geçer.

 

Halk şiirleri; koşma, semai, varsağı, ilahi, destan, mâni, türkü gibi türlere ayrılır:

1. Koşma

Sevgi, özlem gibi duyguları dile getiren halk şiiridir. Bunlar 11’li hece ölçüsüyle söylenir ve yazılır. Konusuna göre güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlama olmak üzere dörde ayrılır:

a. Güzelleme

İnsan ve doğa sevgisini dile getirir. Lirik şiir kapsamına girer:

ÇUKUROVA

Çukurova bayramlığın giyerken,

Çıplaklığın üzerinden soyarken,

Şubat ayı kış yelini kovarken,

Cennet demek sana yakışır dağlar.

 

Ağacınız yapraklarla donanır,

Taşlarınız bir birliğe inanır,

Hep çiçekler bağrınızda gönenir, (1)

Pınarınız çağlar, akışır dağlar.

 

Rüzgâr eser, dallarınız atışır,

Kuşlarınız birbiriyle ötüşür,

Ören yerler bu bayramda çok üşür, (2)

Sümbül niçin yaslı bakışır dağlar?

 

Karac’oğlan size bakar sevinir,

Sevinirken kalbi yanar, gövünür, (3)

Kımıldanır hep dertleri devinir. (4)

Yas ile sevincim yıkışır dağlar.

                     KARACAOĞLAN

(1) gönenmek: Mutlu olmak, mutlu bir yaşam sür-mek, sevinmek.

(2) ören: Eski yapı ya da kent kalıntısı anlamına gelen bu sözcük, şiirde “bitki örtüsünden yoksun, çıplak doğa” anlamında kullanılmıştır.

(3) gövünmek: Üzülmek, dertlenmek.

(4) devinmek: Hareket etmek, kımıldanmak.

b. Koçaklama

Yiğitlik, savaş konularını anlatır. Epik şiir kapsamına girer:

KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR İLLERİ

Kalktı göç eyledi Avşar illeri,

Ağır ağır giden iller bizimdir.

Arap atlar yakın eyler ırağı,

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.

 

Belimizde kılıcımız kirmani, (1)

Taşı deler mızrağımın temreni, (2)

Hakkımızda devlet etmiş fermanı,

Ferman padişahın, dağlar bizimdir.

 

Dadaloğlu’m yarın kavga kurulur,

Öter tüfek, davlumbazlar vurulur, (3)

Nice koç yiğitler yere serilir,

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.

                           DADALOĞLU

(1)   kirmani: İyi cins çeliğin yapıldığı yer, bu yerde yapılan kılıç, kirman kılıcı.

(2)   temren: Ok, kargı (mızrak) gibi şeylerin ucundaki sivri demir.

(3)   davlumbaz: Büyük savaş davulu, kös.

c. Ağıt

Bir sevgilinin, bir büyüğün ölmesi nedeniyle yazılır. Deprem, sel gibi toplumu derinden yaralayan doğal felaketler  nedeniyle de yazılabilir. Buna halk arasında ağıt yakma, ağıt yakan kişiye de ağıtçı denir. Bazı ağıtların kimin tarafından oluşturulduğu belli değildir. Bu tür ağıtlar halkın ortak malıdır.

Ağıtlar dramatik şiir kapsamına girer.

Aşağıda bir halk ozanının, amcasının kızının ölümü nedeniyle yazdığı bir ağıt örneği verilmiştir:

ECEL TUZAĞINI AÇAMAZ MISIN?

Ecel tuzağını açamaz mısın?

Açıp da içinden çıkamaz mısın?

Azat eyleseler uçamaz mısın?

Kırık mı kanadın, kolların hani?

 

Emmim kızı aç kapıyı gireyim, (1)

Hasta mısın, hâlin hat(ı)rın sorayım,

Susuz değil misin, bir su vereyim,

Çaylarda çalkalanan sellerin hani?

 

Aç mısın, yok mudur ekmeğin aşın?

Odan ne karanlık, yok mu ataşın? (2)

Hanidir güveyin, hani yoldaşın?

Hani kapın bacan, yolların hani?

 

Burada yorgan, döşek, yastık var mıdır?

Bu geniş dünyada yerin dar mıdır?

Dalın tahta duvar, önün yar mıdır?

Yeşil başlı sunan, göllerin hani? (3)

 

Civan da canına böyle kıyar mı? (4)

Hasta başın taş yastığa koyar mı?

Ergen kıza beyaz bezler uyar mı?

Al giy allı balam, şalların hani? (5)

 

Sen de Hıfzı gibi tezden uyandın,

Uyandın da taş yastığa dayandın,

Aslı Hanım gibi kavruldun yandın, (6)

Yeller mi savurdu küllerin hani?

                    KAĞIZMANLI HIFZI

                 (Kısaltılarak alınmıştır.)

(1)   emmi: Amca.

(2)   ataş: Ateş.

(3)   suna: Göl ördeği.

(4)   civan: Yakışıklı, genç erkek ya da güzel, genç kadın.

(5)   bala: Yavru, çocuk.

(6)   Aslı Hanım: “Kerem ile Aslı” öyküsünün kadın kahramanı.

ç. Taşlama

 İnsanın ve toplumun aksak yanlarını eleştirip yerer. Satirik şiir kapsamına girer:

                    İNSANLIK

Odun yok, kömür yok, param kalmadı,

Hâlimizi bir gel de gör insanlık.

Ölmek istiyorum, çarem kalmadı,

Hâlimizi bir gel de gör insanlık.

Yavrum yılda bir kez yemezken eti,

Pirzolayla besler bazısı iti,

Nasıldı unuttum kaymağı, sütü,

Hâlimizi bir gel de gör insanlık.

Genellikle menfaate uyan var,

Halk sırtından yiyip yiyip doyan var,

Çıkar için insanlara kıyan var,

Hâlimizi bir gel de gör insanlık.

Çırakman’ım sazım ile gezerim,

Halkım için gerçekleri yazarım,

Korkum yoktur, gerçekleri yazarım,

Hâlimizi bir gel de gör insanlık.

          ÂŞIK HÜSEYİN ÇIRAKMAN

(Kısaltılarak alınmıştır.)

2. Semai

Sevgi, özlem gibi konuları işleyen halk şiiridir. Bu yönüyle koşmaya benzer. Ancak hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla yazılır:

TUTAM YÂR ELİNDEN TUTAM

Tutam yâr elinden tutam,

Çıkam dağlara dağlara.

Olam bir yaralı bülbül,

İnem dağlara dağlara.

Birin bilir, birin bilmez,

Bu dünya kimseye kalmaz,

Yâr ismini desem olmaz,

Düşer dillere dillere.

Emrah der bugünümdür,

Arşa çıkan tütünümdür,

Yâre gidecek günümdür,

Düşem yollara yollara.

    ERZURUMLU EMRAH

3. Varsağı

Bre, behey gibi ünlemlerle başlayan, bu nedenle genellikle erkeksi bir hava taşıyan, konuca çeşitli halk şiiridir.

Varsağıyı semaiden ayıran; bre, behey gibi ünlemlerle başlamasıdır. Ayrıca varsağı koşma gibi konuca çeşitlilik gösterir. Sevgi, yiğitlik ve benzeri konuları içerir.

Varsağı, Varsak Türklerince oluşturulmuş bir şiir türüdür:

 

ÖLMEDEN BİR DEM SÜRELİM (1)

Bre ağalar, bre  beyler!

Ölmeden bir dem sürelim.

Gözümüze kara toprak

Dolmadan bir dem sürelim.

Aman hey Allahım aman!

Ne aman bilir, ne yaman,

Üstümüzde çayır çimen

Bitmeden bir dem sürelim.

Buna felek derler, felek,

Ne aman bilir, ne dilek,

Ahir ömrümüzü helak (2)

Etmeden bir dem sürelim.

Karacaoğlan der canan,

Güzelim sözüme inan,

Bu ayrılık bize heman (3)

Ermeden bir dem sürelim.

               KARACAOĞLAN

 

(1)   dem: Zaman. (dem sürmek: İyi zaman geçirmek,  güzel yaşamak.)

(2)   ahir: Son, sonraki, sonra, en sonda, sonunda.

helak: Tamamlamak, ortadan kaldırmak, yok etmek.

(3)   heman: Hemen.

4. İlahi

Dinsel konuları işleyen halk şiiridir. Hece ölçüsünün 8’li kalıbıyla yazılır. Semaîden ayrıldığı ana nokta yalnızca dinsel konuları ele alışıdır. Bu tür şiirlerde geçen aşk, Tanrı’ya duyulan sevginin ifadesidir:

AŞKIN ALDI BENDEN BENİ

Aşkın aldı benden beni,

Bana seni gerek, seni.

Ben yanarım dünü günü, (1)

Bana seni gerek, seni.

Ne varlığa sevinirim,

Ne yokluğa yerinirim,

Aşkın ile avunurum,

Bana seni gerek, seni.

Yunus durur benim adım,

Gün geçtikçe artar odum, (2)

İki cihanda maksudum, (3)

Bana seni gerek, seni.

              YUNUS EMRE

 

(1)   dünü gün: Gece ve gündüz.

(2)   Od: Ateş.

(3)   Maksut: Maksat, amaç, istek, dilek.

5.  Destan

Kahramanlık olaylarını anlatan şiir türüdür. Halk arasında yaşayan çeşitli tipleri, gelenek ve görenekleri, sosyal yaşamı anlatan destanlar da vardır. Manzum aşk öyküsü biçiminde destanlar da görülür.

Destanlar da koşma gibi 11’li hece ölçüsüyle yazılır. 8’li hece ölçüsüyle yazılanları da vardır:

GENÇ OSMAN DESTANI

İptida Bağdat’a sefer olanda, (1)

Atladı hendeği, geçti Genç Osman.

Vuruldu  sancaktar, kaptı sancağı,

İletti bedene, dikti Genç Osman.

Eyerleyin kır atımın ikisin,

Fethedeyim düşmanların hepisin,

Sabah namazında Bağdat kapısın,

Allah Allah deyip açtı Genç Osman.

Sultan Murat eydür gelsin göreyim, (2)

Nice kahramandır ben de bileyim,

Vezirlik isterse, üç tuğ vereyim, (3)

Kılıcından al kan saçtı Genç Osman.

Kul Mustafa karakolda gezerken,

Gülle kurşun yağmur gibi yağarken,

Yıkılası Bağdat seni döverken,

Şehitlere serdar oldu Genç Osman. (4)

             KAYIKÇI KUL MUSTAFA

(1) iptida: Başlangıç, bir işe başlama, önceleri, en önce, ilk önce.

(2) eydür: Söyler, der.

(3) tuğ: Serpuş (başlık) ların ön tarafına takılan tüy ya da püskül biçimindeki süs, sorguç.

(4) serdar: (Osmanlı İmparatorluğu’nda) Başkomutan.

6. Mâni

Sevgi, özlem, kıskançlık gibi konuları işleyen ve tek dörtlükten oluşan halk şiiri türüdür. Maniler kim tarafından oluşturulduğu bilinmediği için halkın ortak ürünüdür. Mânilerde hece ölçüsünün 7’li kalıbı kullanılır. Mânilerin ilk iki dizesi hazırlık dizesi olarak adlandırılır. Asıl söylenmek istenenler son iki dizede ortaya konur. Manilerin uyak düzeni aaxa biçimindedir. Yani üçüncü dize serbest, diğer dizeler birbiriyle uyaklıdır.

Leblebi koydum tasa,

Doldurdum basa basa,

Her huyun iyi ama,

Azıcık boyun kısa.

***

Geyik atladı taştan,

Gözlerim doldu yaştan,

Kız senin güzelliğin,

Çıkardı beni baştan.

7. Türkü

Ezgili halk şiiri türüdür. Bu yönüyle diğer halk şiirlerinden ayrılır.

Türkülerde nakarat denilen ve her bölümden sonra yinelenen bir kısım bulunur. Nakarat; bağlama, bağlantı, kavuştak adlarıyla da anılır. Ancak nakaratsız türküler de vardır.

Türkülerde 7, 8 ve 11’li hece kalıpları kullanılır.

Türküler; ezgilerine, konularına, yapılarına göre birtakım çeşitlere ayrılır. Koşma, semai gibi halk şiirleri, ezgili duruma getirildiğinde türkü niteliği kazanır.

Türkülerin bir bölümü ortak ürün niteliğindedir. Oluşturanı belli olan türküler de vardır.

Aşağıdaki iki örneğe bakalım:

MENDİLİMDE GÜL OYA

Asker yolu beklerim,

Günü güne eklerim,

Sen git yârim talime,

Ben burayı beklerim.

Mendilimde gül oya,

Gülmedim doya doya,    

Asker yolu beklerim,       

Günleri saya saya.           

Pilav pişirdim yavan,

Üstüne kestim sovan,

Yatağıma uzandım,

Uyan askerim uyan!

(Kavuştak)

Sucu sucu suyunan,

Sovan acısıyınan,

Küsüdüm de barıştım,

Yârin bacısıyınan.

(Kavuştak)

ANONİM (YOZGAT TÜRKÜSÜ)

***

DERDİMİ DÖKERSEM DERİN DEREYE

Derdimi dökersem derin dereye,

Doldurur dereyi düz olur gider.

İrakipler geldi girdi araya, (1)

Korkarım yâr benden yoz olur gider. (2)

 Ilgıt ılgıt yeller eser seherde,

 Yâr beni düşürdü onulmaz derde,

 Yâr ile buluşsak bir tenha yerde,

 Duyar düşmanlarım söz olur gider.

 Pervane ateşten sakınmaz canı,

 Uğruna koymuşum başı bedeni,

 Doldur tüfengini hedef al beni, (3)

 Yaram doksan dokuz yüz olur gider.

 Veysel der çıkayım bir yüce dağa,

 Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa,

 Bir gün olur tenim düşer toprağa,

Karışır toprağa toz olur gider.

               ÂŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU

(1) irakip: Rakip. (Hece ölçüsüne uydurmak için böyle kullanılmıştır.)

(2) yoz olmak: Uzaklaşmak, soğumak.

(3) tüfenk: Tüfek. (Halk arasında böyle söylendiği de olmaktadır.)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
GÜLNİHAL ÖZETİ