Mülakat Örneği

9 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Mülakat Örneği

ENTELEKTÜELİM AMA SIKICI DEĞİLİM

Ünlü yönetmen Derviş Zaim’in, Altın Portakallı yeni filmi “Nokta”, hem hat sanatıyla sıkı sıkıya ilişkili derin bir hikâye anlatıyor hem de şahane bir gerilim-macera tadı taşıyor. Mazlum Çimen’in müzikleri de fil­mi taçlandırıyor. Derviş Zaim, Nokta’dan hareketle çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Nokta’da sizin tabirinizle bir “aksiyon çizgisi” var. Hat sanatı denince daha bir huşu dolu, dingin bir film iz­leyeceğiz sanmıştık.

Filmde dinginlik, sessizlik ve huzur var zaten. Aksiyon, tam da bu dinginlikle kontrast oluşturuyor. Hat sanatının ikli­mini, bu zıtlık sayesinde daha iyi kavrayabiliriz.

Gözü dönmüş gangsterler ile hattatların birlikte boy göstermesi fikri nasıl doğdu?

Konya’da 10 yıl kadar önce bir el yazması Kur’an çalın­mıştı. “Nokta”nın esin kaynaklarından biri bu olaydır.

Geleneksel sanatlarımızdan yararlanarak sinemada bir açılım sağlamak nasıl bir iştir?

Gelenekten iki metot ile yararlanmak mümkün. Birincisi, “kes yapıştır”. Geleneğin kimi unsurlarını alır, filminde kulla­nırsın. Itri’yle ilgili bir film yapacaksındır, Itri’nin müziğini kul­lanırsın. İkinci yöntem, geleneğin bazı yapılarını yorumlayıp onlardan metaforlar üretmektir. İkinci yöntemde, mevzuya de­rinlemesine vakıf olmaya çalışarak bir tazeleme çabası orta­ya koyuyorsunuz.

Hüsn-ü hattaki “ihcam” (yazıyı eli kaldırmadan, bir çırpıda yazma sanatı)dan hareketle, “Nokta”yı tek plan hâlinde çektiniz.

Hat sanatında, harfleri birbirine bağlamada çok incelikli yöntemler var. Ben filmde gösterişçi olmamaya özen gösterdim. Hurufiliğe dalarsanız işin içinden çıkamayabilirsiniz. Film, fazlasıyla biçimci hâle gelebilirdi. Kendi ayağıma kurşun sıkmamaya gayret ettim.

Filmde kullanılan “Afallahu anh” (Allah onları affetsin) hattını kim yazdı?

Hattat Fuat Başar Bey yazdı. Filmin bana hoşnutluk veren yönlerinden biri de budur.

“Afallahu anh” ifadesini seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Meşhur levhalardandır. Film de ahlaki sorumluluk, vicdan ve affetmekle ilgili olduğu için bu ifadeyi kullan­mayı tercih ettik. Hat sanatının yordamına, ruhuna, geleneksel ifadelerine de uyumlu davranmak gerekiyordu.

“Cenneti Beklerken”de minyatürü, “Nokta”da hattı gündeme taşıdınız. Hidayete mi erdiniz?

Ben on yıl önceki adam mıyım, ayrı bir tartışma konusudur. “Filler ve Çimen”e de “Çamur”a da “Tabutta Rövaşata”ya da sahip çıkarım. Yazdığım romana da sahip çıkarım.

Sahi, 1995’te yayınlanmış “Ares Harikalar Diyarında” adlı bir romanınız var. Sonrasında neden roman yazmadınız?

Galiba insan 50-60 yaşlarına kadar sinemayla ilgili yapmak istedik­lerini yapmalı. Çünkü yönetmenlik çok yoğun fiziksel enerji gerektiriyor. Henüz enerjim varken sinema alanında hareket edeceğim.

Nokta minimalist bir film. Neden böyle?

Çağımızda bir gürültü ve görüntü kirliliği yaşıyoruz. Sinemada, özellikle Amerikan sinemasında da bu görüntü karmaşası, kirlilik hâkim. Buna iki türlü karşılık verilebilir. Ya onlarla kıyasla minimalist filmler ya­pacaksınız ya da farklı bir yapı kuracaksınız. Minimalizmin bu anlamda önemli bir fonksiyonu var.

Son dönemde oryantalist gözü okşayacak filmler yapılıyor. Si­zin filminizde böyle bir yön yok.

Elbette yok! Bu, büyük bir tuzak! Oryantalist yaklaşıma girerseniz kendinizi hamamlarda, saraylarda, egzotik bahçelerde bulursunuz. Batılı talebi karşılamak üzere film yapmayı doğru bulmuyorum. Yabancılar bizden ya egzotik filmler ya da sokaklarda karılarını döven adamlara dair mi­nimalist filmler yapmamızı bekliyorlar. Bunları yapmak, esas meseleyi ıskalamak anlamına gelir. Başkalarının taleplerini karşılamak için film yapan kimse, kendine ihanet ediyor demektir. “Otantik temsil” meselesi önemli. Yani “Biz içinde yaşadığımız çağı ve kültürü nasıl temsil edebiliriz?” sorusunun cevabını aramakta yarar vardır.

Entelektüel yönetmen olarak tanınıyorsunuz. Nedir bu?

Okumaktan, yazmaktan hoşlanıyorum. Filmlerimde yüksek beklentileri olan seyircilere de hitap etmeye çalışırım. Sinemayı eğlence olarak gören adamı ihmal etmediğim bilinsin. Seyircinin, filmden zevk alma hak­kını gözetirim. Sıkmak, en büyük günahlardan biridir. Entelektüelim ama sıkıcı değilim.

Entelektüellerimiz aslında gelenekle pek de barışık değil. Neden sizce?

Dille, yazıyla olan bağımız cılız olduğu için gelenekten de uzağız. Osmanlı’nın ürettiği değerlerin reddi söz konusu. Osmanlı’ya ait her şey kötüdür gibi bir anlayış da vardır. Bütün bunlar, gelenekten istifade etme­mizi engelliyor. Hâlbuki gelenek, üzerinde yükselebileceğimiz bir kaidedir. Hayatımızı zenginleştirebilmemiz esasen geleneksel değerlerimizi dönüştürmedeki başarımıza bağlıdır.

“Nokta”nın seyirciden gördüğü ilgi ne düzeyde? Memnun musunuz?

Bir filmim vizyona girdikten sonra ben kendimi olabilecek en kötü sonuca hazırlamaya gayret ederim. On­dan fazlası “bonus”tur.

“Nokta”nın setinde enteresan şeyler oldu mu?

Bizim setimizde en çok harcanan şey, koruyucu güneş yağıydı. (Gülümsüyor.) Mehmet Ali (Nuroğlu) film­de epey dayak yiyor, biliyorsunuz. Provalarda da çekimlerde de çok hırpalandı. O kadar çok dayak yedi ki gö­rüntü yönetmenine gidip “Yönetmenden rica et de beni daha az dövsünler.” demiş. (Gülümsüyor.)

Çekimler toplam kaç gün sürdü?

12 gün. Allah herkese böyle çekim nasip etsin. Ama 6 ay da çekim sonrası işlemler sürdü.

“Allah, kötü bir şey diler mi?” gibi sorular da soruyor film. Bundan kastınız neydi?

Kötülük/şer problemi, temel bir problemdir. Teolojik bir meseledir. Bu tür tartışmalar, başkaraktere bir de­rinlik, filmin hikâyesine farklı bir katman katacaktı. Filmde bir de “Allah’tan bağımsız bir iyilik olabilir mi?” so­rusu var.

Böyle büyük bir soruyu, bir sinema filminde tar­tışabilmek…

Sinema filmi bir doktora tezi değildir. Sinemanın im­kânları ve gerekleri çerçevesinde konuyu ele aldık.

“Cenneti Beklerken” ve “Nokta”dan sonra ge­leneksel sanatlarla ilgili bir film daha yapacaksınız…

Adı, “Gölge”. Gölge tiyatrosunun biçimsel nitelikleri­ni sinemaya yansıtmayı deneyeceğiz.

“Nokta”daki polisiye tadı sürdürmeyi düşünü­yor musunuz?

Evet. Kara filmin önemli isimlerini bilirim. Polanski’nin “Çin Mahallesi” bence çok önemlidir. Üniversitede öğrencilerime de izletiyorum. “Gölge”den sonra kara film, polisiye türünde filmler çekeceğim.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Romanlar Yazarları ve Özellikleri