Nabi

8 Temmuz 2013 tarihinde tarafından eklendi.

NABİ (1640 – 1712)
Urfa’da doğmuş, ilk öğrenimini burada yapmış ve IV. Mehmet zamanında istanbul’a gelmiştir.
Yetmiş iki yıl süren ömründe, altı padişah görmüştür.Nâbî, bilgin bir şairdir. Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bilir. Çağının, bozulmuş devlet geleneğini, kaybolan ahlâkî değerleri düzeltmek için şiirler yazmıştır. Sözgelimi, oğluna seslendiği Hayriye-i Nâbî eğitim değeri yüksek bir eserdir.
Nâbî, öğüt verici, eğitici, öğretici (didaktik) bir şairdir. Şiirleri, duygudan çok düşünceye yakındır.
Gazelleri, ister istemez. Divan geleneği gereğince aşktan sevgiliden söz eder. Fakat, Nâbî’nin ününü sağlayan fikir ağırlıklı şiirleridir.

Nâbî’nin dili, çağdaşı şiirlerin diline göre daha yakındır. Anlatımı, açık ve durudur.Nâbî’nin şiirleri, Koca Ragıp Paşa. Ziya Paşa. Muallim Naci gibi şairleri etkilemiştir.Nâbî’nin Türkçe, Arapça, Farsça divanları vardır. Manzum bir hikâye olan Hayrabâtı ve oğluna yazdığı Hayriye-i Nâbî ve mektuplarını toplayan Münşeat, şairin diğer eserleridir.

1. Hayriye-i Nâbî’den Örnekler
İnsanlar Hakkında :
Keşf ü nâz eyleme bi-gânelere
Verme yol meclise divanelere

Herkesi mahrem-i esrar etme
Sırrını zîver-i bâzâr etme

Herkesin kavlini sadık sanma
Cümleyi lîk münafık sanma

(Kelimeler : Keşf-i raz eylemek : Sırları açığa vurmak, divane: Deli. bigâne : Yabancı, mahrem-i esâr: Gizli sırlar, ziver : Süs. bâzâr: Pazar, çarşı, kavi: Söz. lîk : Lâkin, fakat.)

Kişinin Nasıl Olacağı Hakkında :
Mert olan kizbe tenezzül etmez
Zillet-i kizbe tahammül etmez

Evliya deyu sakın aldanma
Sahte vü sun’unu gerçek sanma

(Kelimeler : Mert: Sözünde duran, güvenilir, kizip : Aldatıcı, aldatma, tenezzül etmemek : Değer vermemek, baş vurmamak, zillet: Aşağılık, evliya: ermiş, deyn : Diyerek, sahte : Düzmece, uydurmaca, vü ve sun’ : Yapma, yapmacık, yapay.)

Toplulukta Nasıl Davranılacağı Hakkında :
Olma mecliste ne pür-gü ne hamûş
Vakıf ile gâh zekân al geh gûş

Kimseye verme huş~unetle cevab
Lûtf ile izzet ile eyle hitab

Sıfat-ı Hazret-i Mevlâ’dır ilm
Cümle mevsûftan â’lâdır ilm

(Kelimeler : meclis : eş-dost toplantısı, pûr-gû : Çok konuşan, hamûş : Susan, suskun, huşunet: Kızgın, acımasız, lûtf: Bağış, incelik, izzet: Büyüklük, yücelik, hitap etmek : Konuşmak, sıfat-ı Hazret-i Mevlâ : Hazreti Allah’ın sıfatı, mevsuf: sıfat, nitelik, özellik, â’lâ : Yüksek.)

GAZEL ÖRNEKLERİ
I GAZEL
Bezm-i safâya sâgaı-ı sahbâ gelür gider
Gûyâ ki cezr ü mcdd ile derya gclür gider

(Kelimeler : bezm-i sefa : Eğlence toplantısı, sağar : Büyük kadeh, sahba : Kahve getirilen tepsi, cezr ü met: Met ve cezir gelgit, daim : Sürekli, ağyar : Dost olmayanlar, düşman, nesim-i sebük-pâ : Ayağına çabuk ılık rüzgâr, mariz-i muhabbet : Aşk hastası, şifa : İlâç. şifâ-pezir : Şifa bulan. Muhabbet: aşk. rûy-i zemin : Yeryüzü, Dünya. Sultan-ı gam : Keder sultan, nişîmen : Oturacak yer, mesken tutmak, derûn : iç, gönül, sahra : Kır. ova. leşker. şuh : Güzel, sevgili, âyâ : Acaba, murat: istek, arzu. kûy : Sevgilinin oturduğu yer. şeydâ : Çılgın).

GAZEL
Bir devlet içün çerha temennadan usandık
Bir vasi içün ağyara müdârâdan usandık

Hicran çekerek zevk-i mülakatı unuttuk
Mahmur olarak lezzet-i sahpâdan usandık

Düştük kati çoktan heves-i devlete amma
Ol dâiye-i dagdagafermâdan usandık

Dil gamla dahi destü giribândan usanma
Bir yâr için ağyar ile kavgadan usandık

Nâbî ile ol âfetin ahvâlini naklet
Efsâne-i Mecnun ile Leylâ’dan usandık

NÂBÎ
(Kelimeler : devlet : (Bu şiirde) mutluluk, yücelik, cerh : Talih, alınyazısı, felek, temenna : Dileme, eli başa götürerek verilen selâm, vasi: Kavuşma, ağyar : Düşman, sevgilinin diğer âşıkları, müdara : Hoş geçinmek, alttan almak, hicran : Aynlık acısı, zevk-i mülakat : Konuşma zevki, mahmur : Uyku, (içki) sarhoşluğu, sahpa : İçki tepsisi, kırmızı şarap, katı : Çok, daiye : İnsanı rahatsız eden istek, dağdagaferma : Çile çekmeyi buyuran, dil, Gönül, giriban: Yaka. dest; El. âfet: (Şiirde) Sevgili, ahvâl: Durumlar, hâller, nakletmek: aktarmak, anlatmak, efsâne: Söylenti, hikaye.)

BEYİTLER
Dahleyleme hiç kimsenin ahvâline
Nâbî Hallâkının esrar-ı kazasın ne bilirsin

(Kelimeler : dahi eylemek : Karışmak, ahvâl: Haller. Hallâk : Halk eden, Allah, esrar: Sırlar, gizler).

Dahi kimden ümid-i sıtk edersin Nâbiyâ bilmem
Sabahın bir nefeste nısfı kâzip nısfı sadıktır

(Kelimeler : dahi : Sen dahi, sen de. sıtk : Doğruluk, dürüstlük, nısf : Yarım, yansı, kâzip : aldatıcı, sadık: Aldatmayan, doğru, bağlı).

Hayâlinden gelür gam hâtıra cânâneden gelmez
Sitem hep âşnâlardan gelür bî-gâneden gelmez

(Kelimeler : gam : Keder, hâtıra gelmek : Hatırlamak, cânâne : Sevgili, aşna : Tanıdık, dost. bi-gâne : Yabancı).

Ey meh leyâl-i vesvese-hız-i firakta
Sen gelmeyince hâtıra bilsen neler gelür

(Kelimeler : meh : ay, (şiirde) sevgili, leyâl : Gece. vesvese : Kuruntu, firak: Ayrılık)
Mısralar
Yâ Rap bu aferin ne tükenmez hazinedir (Yâ Rap : ey Tanrı, hazine : Servet).
Sitem hep âşinâlardan gelir bigâneden gelmez (âşinâ: Dost, arkadaş, bi-gâne : Yabancı)
Bilemem eyliyecek girye midir hande midir (girye : Ağlamak, hande : Gülmek.)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Özet