Yahya Kemal Beyatlı

24 Haziran 2013 tarihinde tarafından eklendi.

YAHYA KEMAL BEYATLI (2 Aralık 1884 -1 Kasım 1958)
Yahya Kemal, Üsküp‘te geçen çocukluk yıllarında ailesinden köklü bir dinî ve millî terbiye aldı. Daha sonra, öğrenim görmek için geldiği İstanbul’da Kanunî Hacı Arif Bey‘den çok kuvvetli bir müzik zevki ve kültürü edindi. Ailesine haber vermeden gittiği Paris’te siyasî bilimler öğrenimi gördü. Burada kaldığı uzun yıllar içinde Balkan kavimlerinin milliyetçilik hareketlerini inceledi. Ünlü tarihçi Albert Sorel‘den dersler aldı. Onun etkisiyle yeni bir millî tarih anlayışı geliştirdi. “Tarihin ortasında kendimizi aramak” olarak değerlendirilen bu çalışmalar sırasında Batılı bir dikkatle Selçuklu ve Osmanlı tarihi ile Dîvan edebiyatını inceledi. Geçmişin kültür ve edebiyat birikimininin önemini kavradı. Mallarme, Hugo, Moreas, Verlaine, Heredia, Bauadelaire gibi şairleri inceleyerek klâsik Batı şiirini tanıdı. Daha önce okumuş olduğu Tanzimat, Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âtî şairleriyle bu yeni etkileri karşılaştırarak yeni ve farklı bir edebiyat zevkine ulaştı. Böylece zamanın ruh üzerindeki baskısından sıyrılarak, nesillerin birbirinden ayrılmadığı, geçmişle hâl’in bir arada yaşadığı “bütün”ün hâkim olduğu bir tarih ve sanat anlayışına ulaştı.
İstanbul’a döndükten sonra, çeşitli okullarda tarih ve edebiyat dersleri verdi.

Gazete ve dergi yazılarıyla Millî Mücadeleye destek oldu. 1922’den sonra Lozan Konferansı‘na katıldı. Urfa, Yozgat, Tekirdağ, İstanbul millet vekili olarak meclise seçildi. Polonya, İspanya, Portekiz ve Pakistan‘da çeşitli elçilik görevlerinde bulundu.
İlk şiirlerini 1902 yılında yayınlayan Yahya Kemal, sanatına edebî bir kaynak arama süreci içinde bir ara Yunan ve Lâtin edebiyatına yöneldi. “Nev-Yunanîlik” adını verdiği kısa süreli bu çalışmalardan sonra Dîvan şiirinin ilhâmıyla yeni bir arayışa geçti. Avrupa’da tanıdığı Neo-Klâsik akımın etkisiyle klâsik zevk ve üslûbu canlandırmaya yönelik gazeller, şarkılar, rubailer yazdı. Avrupa’dan döndükten sonra şiir anlayışını yeniden gözden geçirerek tarihe, zamana, mekana, dile ve söyleyişe dair görüşlerini netleştirdi. “Beyaz Lisan” dediği kendi şiir dilini ve ahenk ile ritm’i ön plâna çıkaran “öz şiir” anlayışını eserlerine aksettirdi. Böylece Yahya Kemal’in şiiri : “Tanzimattan beri başlayan ve bizi, günden güne benliğimizi kaybetmek tehlikesi ile yüz yüze getiren ölçüsüz batılılaşma hareketine karşı nazmımızda beliren mühim bir tepki; muhteva bakımından, millî yaşayışı, geçmişi ve hâli ile bir bütün halinde belirtmeye, modem bir anlayışa dayanarak yerli zevki yabancı zevki yerine koymaya, asırlardan beri pençesinden kurtulamadığımız “kendimizi küçülterek yabancıyı değerlendirmek’ hastalığından kurtarıp bize şahsiyetimizi buldurmaya çalışan gerçek bir rönesans” oldu. (Kenan Akyüz, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi) Yahya Kemal’in şiirleri bir çok bakımdan değerlendirilerek sınıflanabilir. İşlediği konular ele alındığında, en çok vatan ve İstanbul, sonsuzluk, deniz, ölüm, rindlik, musiki, aşk ve tabiat kavramları göze çarpar. Nesirlerinde ise, araştırmacı bir aydının ülke meselelerine bakış tarzını şiir zevkinin ve tarih anlayışının gelişmesini izlemek mümkündür. Eserleri çeşitli yayın organlarında yer alan Yahya Kemal’in külliyatı ölümünden sonra 1961 yılında kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından kitaplar halinde yayınlanmıştır.

Şiirleri : Kendi Gökkubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgârıyla (1961), Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söleyîş(1963), Bitmemiş Şiirler (1976). Nesirleri : Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasî ve Edebî Portreler (1968), Siyâsî Hikâyeler (1968), Edebiyata Dâir (1972), Çocukluğum Gençliğim Siyasî ve Edebî Hatıralarım (1976), Tarih Musahabeleri (1975), Makaleler ve Mektuplar (1977).

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Romanlar Yazarları ve Özellikleri