Ahmet Midhat Efendi

22 Mayıs 2013 tarihinde tarafından eklendi.

AHMET MÎDHAT EFENDİ (1844 – 28 Aralık 1912)

Ahmet Midhat Efendi İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti. Tahsilini Vidin ve Niş’te ağabeyinin yanında tamamladı. Fransızca öğrendi. Tuna vilayeti Mektubî Kalemi’ne girdi. Burada Midhat Paşa’nın takdirini kazandı ve onun yanında çeşitli memuriyetlerde bulundu. Çeşitli gazetelerde yazılar yazmaya başladı. Evinde kurduğu bir mat­baada Letâif-i Rivâyât serisini yayınlamaya başladı. Namık Kemal‘in Vatan Yahut Silistre piyesinin yarattığı galeyan üzerine 1873’te Ebuzziya Tevfik‘le birlikte Rodos’a gönderildi. Burada kendisini okumaya ve yazmaya verdi. 1876’da İstanbul’a döndü. Takvim-i Vekayi ve Matbaa-i Amire müdürlüğüne getirildi. Sultan Abdülhamid‘in takdirlerini kazandı. Hükümetin de yardımıyla Tercüman-ı Hakikat (1878) gazetesini kurdu. Memuriyete devam ederken yazı hayatını da sürdürdü.Roman ve hikâye denemeleri ve tenkitler yazdı. Servet-i Fünûn yazarlarına “dekadanlar” adını takarak saçma, boş ve faydasız işlerle uğraştıklarını iddia etti. Muallim Naci, Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi vb. yazarlar ondan büyük ölçüde etkilendiler.

1908’de emekliye ayrılan yazar, çeşitli okullarda hocalık yaptı. Dârüşşafaka’daki fahri hocalığı sırasında nöbetçi iken geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.

Ahmet Midhat Efendi, Şinasi ile başlayan halka yönelme, halkı eğiterek kültür se­viyesini yükseltme düşüncesini uygulamaya koyan bir sanatçıdır. Yenilik taraftan olmuş; bütün yazılarında onların anlayabileceği bir üslûp kullanarak kendine özgü bir okuyucu kitlesi oluşturmuştur.

Millî ve manevî değerlere önem veren A. Midhat Efendi, ilim ve fende Batının üstünlüğünü kabul etmiş; ancak bu medeniyetin değerlerine körü körüne bağlanmamıştır.

Tarih, felsefe, fen ve edebiyat konularını içine alan iki yüze yakın eseri vardır. Hikâye ve romancı olarak bu yeni türlerin tanınmasında ve gelişmesinde katkıda bulun­du. Letâif-i Rivâyât (1870) serisi Batılı anlamda hikâyenin başlangıcı sayılır. Mace­ra, töre, tarihî romanlarında sosyal hayatı vermeye çalıştı: yaşanılan günlük hayatı konu alan romanlara “yerli roman” adını verdi. Ona göre Osmanlı Devletinin çeşitli yörelerinde geçen ve tarihî özelliği olan romanlar “millî romanlar“dır.

Ahmet Midhat Efendi eserlerinde sosyal meselelere ağırlık verdi; kölelik. Batı tak­litçiliğini tenkid, evlilik, kızların eğilimi, düşkün kadınlar vb. konular hikâye ve roman­larında yer aldı.

Az sayıda tiyatro denemeleri de bulunan yazarın hikâye ve romanları teknik bakımdan kusurludur. Okuyucu ile sohbet eder gibi yazan A. Midhat Efendi, romanın akışını keserek okuyucuya ansiklopedik bilgi verme ve roman sonunda öğüt verme alışkanlığından kendisini kurtaramamıştır. Anlatımı kusurlu, dili itinasızdır. Bütün bu kusurlarına rağmen halka okuma alışkanlığı kazandıran bir yazardır.

A Midhat Efendi çok sayıda hikâyelerini Kıssadan Hisse (1870) ve Letâif-i Rivâyât (25 hikâye 1870 – 1893) adıyla seri halinde yayınladı.

Romanlarından ve oyunlarından bazıları şunlardır : Hasan Mellah (1874), Hüseyin Fellah (1875), Felahın Beyle Rakım Efendi (1875), Paris’te Bir Türk (1876), Henüz On yedi Yaşında (1881), Dürdane Hanım (1882), Müşâhedat (1891), Ahmed Metin ve Şirzad (18921), Jön Türk (1910) vb.

Oyunları : Açıkbaş (1874). Hükm-i Dil (1874), Çengi (1884), Çerkez Özdenler (1884).

FELÂTUN BEY ÎLE RAKIM EFENDİ ÖZETİ:

Batılı yaşayış tarzının tenkidi, Tanzimat romanının önde gelen temalarından biridir. Ahmet Midhat Efendi, Felâtun Bey ile Rakım Efendi’de konuya Doğu ve Batı kültürü açısından yaklaşır; Felâtun Bey gibi batılı yaşayışa özenen ve gülünç hallere düşen bir tip karşısına, kendi kültür değerlerine bağlı, batılı değerleri reddetmeyen, ancak kendisine faydalı olanı alan Rakım Efendi tipini çıkarır. Rakım Efendi yoksul bir ailenin çocuğu iken kendisini yetiştirir. Felâtun Bey ise savruk yaşayışı ve Batıya özenmenin acısını, bütün servetini   bitirmekle   ve   istanbul’dan   uzaklaşmakla   çeker.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Leyla ile Mecnun Mesnevisi